mantar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mantar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2015 Çarşamba

Yaralı Yavru Kedi Wasabi'ye Mantar Kostümlü Tedavi // Injured Kitten Wasabi Wears Mushroom Costume

Size şimdi Wasabi-chan'den bahsedeceğim. O henüz çok küçüktü ve dünya onun için fazlasıyla büyüktü.

Minik Wasabi-chan ve onun mantar kostümü
Wasabi-chan o kadar ufak ve savunmazsızdı ki, bir karganın gagalarından kurtulmak için yapacağı pek fazla şeyi yoktu. Annesi tarafından terk edilmiş, minnoş mu minnoş tatlı mı tatlı Wasabi-chan yoldan geçen bir hayvansever tarafından ağır yaralı şekilde bulunup hayvan hastanesine götürüldü.

Zavallı Wasabi-chan'in üst çenesi kırılmış ve dili ikiye bölünmüştü. Vahşi karga çocukcağızı epey bir hırpalamıştı. Hayvan hastanesinde yapılan tedavi beslenmesini çenesi kırık olduğu için ağzına sokulan borudan yapmasını şart koşsa da Wasabi-chan bir türlü o boruyu ağzında tutmuyordu. O kadar hasta olmasına rağmen yerinde bir türlü duramayan hiperaktif Wasabi'yi sabit tutmanın yolunu bulmuş hastanedekiler en sonunda. Hem de kendisi gibi çok tatlı bir yöntemle.




Wasabi-chan'in kurtarıcıları onu örgüden veya küçük kumaşlardan yapılan kendisine özel kostümlerle sarmalayarak amaçlarına ulaştılar ve onu iyileştirmeyi başardılar. Kimi zaman bir "mantar" kostümü, kimi zaman onların deyimiyle "Purrito" yani Türkçeye "dürüm" gibi çevirebileceğimiz Taco restoranlarındaki dürümleri andıran kostümü, bazen de küçük bir "kabuklu fıstık" sanıp ağzına tabileceğiniz tatlılıktaki kostümüyle kundaklanmış bir bebekti Wasabi-chan. Ve bu yöntem onun iyilşemesine büyük bir katkıda bulundu. Hem de bu birbirinden sevimli, süper görüntüler ortaya çıktı.


Wasabi-chan'in iyileşme süreci binlerce insan tarafından izlenip takip edildi ve beslenirken olan fotoğrafları onbinlerce kez retweet edildi.

şu tatlılığa bakar mısınız yaaaa:)) super cute!

Bu da tedaviden sonra çekilen fotoğrafları. O anda gayet sağlıklı gözüken Wasabi-chan malesef birkaç hafta sonra ölmüş:( Biz de "Mantarın Maceraları" olarak Wasabi Chan'e uzun ömürler dileyip hikayesini sizlerle paylaşmak istemiştik oysa ki. Ben haberi görünce yaşadığını duyunca çok sevinmiştim, ne yazık ki gitmiş.. çok tatlıymışsın be Wasabi Chan:(


Kaynak // Source: http://imgur.com/gallery/E1KpW

20 Haziran 2014 Cuma

Whiskas'ın Pisilook Etkinliğindeydik!

12 Haziran Perşembe günü bildiğiniz gibi Mantarın Maceraları olarak Whiskas'ın Pisilook etkinliğindeydik. Taksim'de gerçekleşen etkinlikte pekçok kedisever biraraya geldi.


Pisilook uygulaması hakkında bilgi alıp pek sevimli arkadaşlarla tanışma fırsatı bulduk. Hatta 2 yavru kedi bile sahiplendirildi. Bu etkinlik için Whiskas'a ve W3 Digital'e teşekkürler.


İşte bu bir kardeş, diğerini çekmek nasip olmadı, o sırada mıncıklanmakla meşguldü. 
Bir türlü erişemedik kendisine:)


Hediyelerimizi de başta Miyu olmak üzere biz çok sevdik. 
Kedi kafalı mama kabından mama yemek artık çok daha eğlenceli!


Peki bu Pisilook ne ola ki?:))) O da bir sonraki yazımızda... o yazı gelene kadar siz merak edip araştırın bakalım neler bulacaksınız?:)

12 Haziran 2014 Perşembe

Pisilook Etkinliğne biz Hazırıııızz!

Eveeeet, işte bugün Mantarın Maceralarının blogger etkinliklerine bir yenisi daha ekleniyor. Akşamki etkinlik için hazırlıklarımızı tamamladık. Detaylar bu akşamdan sonra Mantarın Maceralarında! Facebook sayfamızdan da takipte kalın!

Nasılım? Pisi etkinliği için yeterince pisi var mı etrafta?:)))


15 Nisan 2014 Salı

Ama biz çok eğlenceliyiz! Bizi izleyin miyavlar..


 Miyu çok çalışıyor, gecesini gündüzüne katıyor:) 
Miyu'yu sevmek çok kolay.. 
Mantar ile başlayan maceralarımız Miyu ile tam gaz devam ediyor..
ve elbette çok sevdiğimiz diğer kedikolarla da..

Bizi facebook grubumuzdan da en güncel paylaşımlarımızla izleyebilirsiniz.. Resme tıklarsanız direk facebook sayfamıza yönlendirileceksiniz.

İster instagram isterseniz de twitter hesabımızdan da takip edebilirsiniz....

8 Nisan 2014 Salı

Gözlemci Miyu işbaşında!

Buradan bizim sokağın sakinlerine sesleniyorum. Belediyenin sürdürdüğü asfaltlama çalışmalarımız başarıyla tamamlanmıştır. Bu konuda emeği geçen emekçilerin yanı sıra, en büyük görevin düştüğü, mahallemizin gözlemci kedisi Miyu için de bir alkış ve bir teşekkür rica ediyoruz:))

Ne de olsa tüm gün sorumluluk ve görev bilinciyle, bir an olsun yerinden ayrılmayıp tüm çalışmaları yakından takip etmiştir. Bu uğurda, kendisine gelen mama, su, top, peluş fare gibi yoldan çıkarıcı tüm caydırıcıları reddetmiş, işinin başından bir kez bile ayrılmamıştır. 

Mahalleli olarak Gözlem kedisi Miyu'ya teşekkürü bir borç biliriz..


Çalışmalar sonrası yorgun düşen Miyu dinleniyor..





19 Mart 2014 Çarşamba

"Miyu the Cat" Ailenin Vazgeçilmezi

Biz Miyumuzu aileden biri olarak yetiştirdik. Onu hiç dışlamadık, herşeye dahil ettik. Bu yüzden de çok fazla insanlaştığını düşünüyorum. Yüzüne bakarken bazen konuşuvericek gibi geliyor. Sizin de böyle hissettiğiniz hiç oluyor mu? Mantar da aynı şekildeydi, ben hastayken hasta, iyiyken iyi olurdu biricik kızım. Dışarıya çöp atmaya giderken dahi ayağımın üzerine yapısır benimle gelirdi, o derece yani:)


Miyu ailenin vazgeçilmez elemanı, onsuz ne tatile gidiyoruz ne de başka bir yere. Yasakları yok Miyu'nun, arabada 12 saat yol gidebiliyor rahatsızlık vermeden bize.. Sıkıldığı noktada takla atmaya başlıyor birden filan. Şimdi de babası ona terasta daha rahat gezinsin ve aşağıya atlamasın diye bir düzenek kurdu. Altta en sağdaki resimde görüldüğü gibi uzun bir ipe ve tasmaya bağlı Miyu. O ip de yukarıya gerdiğimiz çelik bir halata makara sistemiyle bağlandı.  (bu sistemi en kısa zamanda detaylı resimlerle anlatacağım)

Artık dilediği gibi çiçeklerin içine girip çıkabiliyor, kış bahçesinde çamurlanabiliyor, masaya salıncağa veya sandalyelerin tepesine hoplayabiliyor, gülleri ve çeşitli otları yemek suretiyle bizimle birlikte ortalıkta takılabiliyor. Uçan martıları, yerdeki böcekleri ve bizi izleyebiliyor terasta. Sıkılıp üşüdüğü zaman da hemen kutusuna giriveriyor, anlıyoruz eve gitmek istediğini:) 

vee sonra başlıyor evde banyo faslı.. en zoru ve en komiği:)




17 Mart 2014 Pazartesi

Miyu'nun İlk Selfie Denemesi

Bildiğiniz gibi en son Oscar töreninden beri bir "selfie"dir gidiyor.. Her ne kadar ben yapmayacağım diye düşünsem de kedimi kıramadım.. Miyucuk kendisi bir selfie denemesi yapmak istedi haftasonu ve ortaya bu fotoğraf çıktı. Nasıl olmuş? 


P.S. nasıl da "cool" takılıyor değil mi, sanki ben çekmişim gibi:)) hayır eli kamerada olmasa anlıycam da neyse:) Çaktırmayın..

24 Aralık 2013 Salı

Mantar'ın Maceraları Facebook'ta da Yerini Aldı!




Eee devir sosyal medya devri olunca, bir blogda olması gerekenler her geçen gün artmaya devam ediyor. Bir blogunuz olması yetmiyor, tüm yan unsurları da onunla beraber olayın içine dahil etmeniz gerekiyor.

Mantar'ın Maceraları olarak en son Bumerang Ödüllerine katılmış ve sizlerin destekleri sayesinde 1500 blog arasından ilk 10'a kalmayı başarmıştık. Katıldığımız İyi İçerik Atölyesi kapsamında da çok faydalı bilgiler edinme şansına sahip olduk.


Yeni yıl üzeri ben de bloguma farklı dokunuşlar yaparak ona yılbaşı hediyelerini sunmaya karar verdim:) Bunlardan biri de artık onun da bir facebook sayfası sahibi olmasıydı:)

ve viola!





bu adresten artık Mantar'ın facebook sayfasına da ulaşabilirsiniz. Sevgili kedim kendi gitti, adı kaldı ama olsun biz buradan onun anısına bir tanecik muzurumuz Miyu ve diğer sevimli kedikolarımızla maceralarımıza devam ediyoruz.

İyi seyirler:)

27 Eylül 2012 Perşembe

Mantarsı Videolar

Kediler Köpeklerin Yataklarını Çalarsa // Cats Stealing Dog Beds

Mutfağınız Pisse, Sorun Yok, Kediniz Temizler:)

Suyu Seven Kedi Dikenine Katlanır:)


cotton 1(scottish fold kitten - female)

Fluffy Kitten Is Confused

Çekmece Karıştırırken yakalanan masum kedi..




******
Aslında,buraya çok şey yazılıp çizilecek, bir sürü Mantar videosu eklenecekti...

Biricik Mantar'ımın bu kadar erken aramızdan ayrılacağını düşünmediğimden onun birbirinden sevimli ve oyuncu videolarına bu blogun dar bile geleceğini düşünmüştüm... Ağustos'un 11'inde dışarısı kapkaranlık ve yağmurlu, kıştan kalma bir hava var... Bu havalarda gözünü sokağa dikip yağmuru seyrettiği camlardan kayarak aşağı düşen hayattaki en değerlilerimden Mantar'ımın anısına videolarını koymaya devam edeceğim yine de...

Elim zor gitse de onları bulup birer birer çıkarıp buraya ekleyeceğim..

çok sevildin, çok da özleniyorsun Mantarcım..

20 Eylül 2012 Perşembe

Mantar'ım Benim..♥


Telefondaki eski fotoğraflara bakarken bulduğum bir fotoğrafı paylaşmadan edemedim... Mantarcık ben hastayken işte böyleceee saatlerce başımda beklerdi... Ağır bir grip geçirdiğim zamanlardan birinde Mantar benimle birlikte battaniye altında aç susuz öylece beklerdi minnoşum...üzerimde yatar, burnunu burnuma sürter, "sen hasta olma da bana ver o hastalığı" der gibi suratıma bakardı..ağlasam patisiyle silerdi gözyaşımı...
dün eski arkadaşlarım ondan bahsetti, nasıl da vahşi olduğundan, nasıl herkese kök söktürdüğünden... bir tek beni paylaşamayan biricik kedimdi o, beni bir kere olsun yalnız bırakmayan, tuvalete bile ayağımın üzerinde gelen kedim.. ilk kedim..biricik kedim...özlendin Mantar'ım Benim..

P:S: Şimdi keşke yaşıyor olsaydın da şu Miyucuğu sen de görseydin:) bi hakkından gelseydin yaramazlıklarının:))))


19 Haziran 2011 Pazar

yüreğim çok ama çok ağırlaştı Mantarım.. niye gittin? neden öyle gittin?

Uzun zamandır buraya yazamamıştık Mantar'la... blogspot kapanmış, maceralarımıza ket vurulmuş, fani dünyanın yoğunluğunda kaybolmuştuk Mantar ve ben..

Ama bu vesileyle yazacağım hiç aklıma gelmemişti..Daha ne maceralar vardı yaşanacak, 4 bucuk seneye sığdıramadığımız senin daha ne muzurlukların olacaktı kimbilir.. hani 15-20 sene yaşayacaktın, birlikte yaşlanacaktık... hani yaşlılıktan ölecektin sen de... daha birgün önce aldığımız üçlü çerçeveye aile fotoğrafını koymayacak mıydık? müzik dinlerkenki bu fotonu?



dün hayatımın en kötü günüydü herhalde... sen benim kızımdın, son 5 senedir bana herkesden yakın olandın.. Beni her işten geldiğimde kapıda karşılayıp sessizce anlayan tavırlarla dinleyen, akşamları üzerime yayılıp mır mırr eden, kafanı elime yüzüme burnunu burnuma saatlerce süren, sabahları gözlerime baka baka geç kalmamam için beni nefesinle uyandıran, geceleri iki bacağımın arasına rahatça yerleşip patilerini bacağıma dolayan ve usul usul nefesini duya duya uyuduğum kedimdin sen...

ne de çabuk gidiverdin kollarımda... ağlaya yardım dileye dileye bakışlarını gözlerime kilitledin, kan kusarken üzerime...ne de kötü ölüverdin sen...Mantarım benim..kızım, herşeyim... beni ancak yıllarca hayvan besleyip onu bir insandan farksız gören, küçük bir bebekle bir kedinin eşdeğer olduğunu bilen, 7 günlükken onu bulup da şırıngayla besleyen, ona aldığı küçücük biberonu telaşla iki patisinin arasına alıp içmesini izleyen, sütünü içerken lacivert gözlerindeki mutluluğu yakalayan, bembeyaz karnını okşarken, tüylerini fırçalarkenki neşesini gören, sen yapma dedikçe koltukları perdeleri tırmalamak için çocuk gibi inat ederkenki muzurluğunu seven, suyunu koymayı unutunca günlerce gözüne uyku girmeyen anlar...

kızım sen beni nasıl bırakıp gittin? bu ilişki karşılıklı değil miydi, hani üzmicektik birbirimizi? ben ağlayınca sen patinle silerdin gözyaşımı... hiç yaramazlık yapmaz söz dinlerdin... ben değil miydim feribotla bandırmaya giderken 2 bucuk saat boyunca hayvan bölümünde seninle oturan..sırf sen korkma diye , miyavlayarak öyle ağlama diye, kedi köpeklerin arasında yerde seninle oturan ben değil miydim? uçakta sana bilet alıp her yere seni taşıyan, uçak korkun yüzünden 1 saat boyunca İzmire iki büklüm olmuş vaziyette elim sepetinin içinde seni okşayarak giden ben değil miydim?!

e nasıl dayanırım ben senin o son halini görmeye? ben senin kılına zarar gelmesinden korkarken, sen nasıl da ölüverdin kucağımda öyle, kollarımda kanlar içinde...? gözlerini gözlerime dikip ağlayıp kan kusarken üzerime ben nasıl oldum bir bilsen..mahalle ayağa kalktı bağrışlarımdan "ölüyor kedim" diye diye... ben nasıl unuturum o görüntüyü...

nasıl unuturum arabada seni veterinere yetiştirmeye çalışırken kafanı koluma dayayıp son nefesini bana baka baka verişini.. nasıl unuturum...

insanlar ölüyor, bu kedi alt tarafı diyenlere, insandan daha insandı benim kedim... hem evini hem sahibini korur, korkusundan saldırganlaşırdı... beni öyle sever öyle severdi ki kimselerle paylaşamazdı... ayağıma yapışıp tuvalete bile benimle gelen biricik kedimdi o, benden hiç ayrılmayan, uzaklara gittiğimde yemek  yemeyip su içmeyen kedimdi o...ben gelince öpe koklaya sarılan, koşup hemen karnını doyuran kedimdi o... o benim hep yanımdaydı, herşeyimdi..

biricik kızım...seni çok seviyoruz, çok özlüyoruz... sensiz ev bomboş, anlamsız... yüreğim çok ama çok ağır...

11 Haziran 2011 Cumartesi

Mantar büyür güzel bir kız olur..

melankolik Mantar:"düşünüyorum öyleyse varım mıydı o yaa, Aslııı, neydi?..
neyse, düşünüyorum öyleyse varım"

bir kadeh baileys'in dibini içmiş Mantar:"bişi oldu bana ama anlamadım, sanki gözlerim kapanıyo, oysa daha çok iş var"
"şuhum ben" Mantar:"Banu Alkan'dan neyim eksik benim?"

olmayan şeyler gören Mantar:"vallahi orda bişi gördüm, gördüm orda işte." 
profilim iyidir Mantar...
Asil Mantar:"annem tekir babam siyam benim tamam mı?"
"bide burdan çek, bak burnuma nasıl? tam yemelik"


18 Şubat 2011 Cuma

Mantar bebe haller

10 günlük Mantar:) "ben nerdeyim yaw"

1.5 aylık Mantar:" bu ne be fare diye önüme koyduğun şey, bu ne ya, gidiyorum ben kardeşim.!!"  
sürekli çantamın içine giren beni bir yere göndermeyen Mantar:"gidicem işte bana ne, bana ne! hay aksi burda da yakaladın beni, saklanmıştım oysa ki."
her daim temizlenen Mantar:"şuramı da yaliim, burayi da, burasi da temiz olsun" 
elini verince kolunu kaptırdığın Mantar:"mmmm..yum yum yum..elinin hepsini yemek istiyorum"  
1 avuç Mantar:)

zarar makinesi Mantar:" koparıcam bu küpeyi..begenmedim çıkaaaar dedim sana"
sandalyede uyku düşkünü Mantar..virgül oldum yatıyorum Mantar..


18 Ocak 2011 Salı

Bugün Aslıyı nasıl çıldırtsam?!

Sea Monster cat well sink your battleship

İşten yorgun argın eve gelmişim....Kafamda binbir tane şey dolaşıyor. Merdivenleri ağır ağır çıkıyorum. Kapıya oldukça yaklaşmama rağmen, hayret! Mantar'dan ses seda çıkmıyor. Normalde ayak seslerimi duyduğu an miyavlamaya başlayıp kapının eşiğini köpek gibi eşelemeye başlardı...Eşeleyecek birşey olmadığından onun yerine kapıyı yemeyi de uygun görürdü... Hayret, ses seda yok...!?

Kapıya yaklaşıp, anahtarı çeviriyorum, o esnada sesleniyorum "Mantaaar"--Tık yok!!

Noldu buna yaw, hiç böyle şey yapmaz- derkeeeen irkiliyorum ve kendime geliyorum: "Olamaz, evime girmişler ve kedime kesin birşey yaptılar, yoksa iki eli kanda olsa Mantar kapıda biterdi çoktan."

Kapı sonuna kadar açıldığında gördüğüm manzaradan dolayı küçük dilimi yutacağım. Buzdolabının üzerinde duran fırın tezgah ve buzdolabı arasına sıkışmış, kapağı açılmış, içindekiler halının üzerinde..Halı savrulmuş, 3e katlanmış... Mutfak lambasının yerinde yeller esiyor, lamba koridorda yatıyor. Havlular, bezler hepsi salona dağılmış. Bulaşıklıktaki tabaklar tezgaha saçılmış...

fya pwr

Ne olmuş burda diyorum kendi kendime habire...Salona kafamı uzatıp bakmaya korkuyorum, laptopım bıraktığım yerde duruyor mu acaba diye... Deprem olsa diyorum hissederdim bu kadar şiddetlisini herhalde. 

O değil de tüm seslenmelerim cevapsız kalıyor. Mantarı görene aşkolsun. Korka korka içeri giriyorum, salonda herşey yerli yerinde..Diğer odalara bakıyorum, gayet düzgün..Her yeri arıyorum kedim yok...yoookk!! deliricem..

Mutfağı toparlarken bir yandan, bir yandan da anlam vermeye çalışıyorum. 3 senedir böyle birşey olmadı, o yüzden Mantardan süphelenmek aklıma bile gelmiyor..tek derdim onu bulabilmek. Çıkmasına ise imkan yok dışarı. 

Neden sonra farkediyorum ki, fırının içine beyaz ve gri tüyler yapışmış.. Elektriklenmiş ve orada kalmışlar...Suçlu izlerini örtmekte, şu an saklanmayı becerdiği kadar başarılı olamamış... Can havliyle bağırıyorum "Mantaaar seni bulursam haşlayacağım ve mantar çorbası yapacağım senden"..

-miyiv, mii... miykk! 

sesleri gelmeye başlıyor, tırsmış, pusmuş- süt dökmüş bir kedi çıkıyor karşıma ağlamaklı gözlerle...yüzüne bakıyorum o bana bakıyor--ne yaptın diyorum kızgın ifademi takınıp(hakikaten de kızgınım bu arada)-miykk!! demesiyle ortamdan uzaması bir oluyor. 

yarım saat sonra hiçbirşey olmamış gibi evde salınırken görüyorum kendisini...bide utanmadan bana bakış atıyor "he he he" der gibi..gidip kıvrılıyor bir zamanlar benim en sevdiğim minderim olan ama şu an sadece uzaktan bakabildiğim mindere..bir güzel yayılıyooor ooohh..

---bu sahnenin geri kalanında Mantar hayalimde bir de keyif sigarası tüttürüyor üzerine...bir eli belinde, bir diğeri de swarovski taşlı ağızlığını tutuyor, dumandan halkalar çıkararak...

bknz: yapmışlar:) (freakingnews.com'dan alıntıdır)

Kedi Sahibi Olmak

Perdelerinizin, koltuklarınızın veya halılarınızın iplik iplik olduğu, sökülmeye yüz tuttuğu bir durum yaşatır evde beslenen kedi. eve yeni bir koltuk almak istersiniz, alamazsınız nasılsa aynısı ona da yapılacaktır 10 gun içerisinde eski koltuğunuza eşdeğer bir koltukla karşılaşacaksınızdır. alırsınız bu kez üstünü örtüyle örtme gereği duyarsınız, yenidir ya kıyamazsınız. örtü bir ay kadar ancak dayanır. kedinizin bu tip konulara karşı niye bu kadar duyarlı olduğunu anlayamazsınız. tonlarca para verip tırmalama tahtaları, oyuncakları alırsınız yüzüne pek bakmaz, gidip koltukla savaşmalıdır o...

Mantar 10 günlük

ama kendini halının püskülüne kaptırdığında veya koltuğa tırnağı takıldığında deliler gibi zıplayıp atlamasını, evin içinde bir oraya bir buraya uçmaya başlamasını veya yere düşen bir kağıt parçasıyla (sinek, böcek olayına hiç girmiyorum) saatlerce keyiften dört köşe oynamasını izlemek sizi ne kadar üzgün de sıkkın da olsanız gülümsetmeye yeter. bazen kahkahalarla gülersiniz muzurluklarına... sonra yorulur, gelir üzerinize yayılır. yüzünüze bakmaya elinizi saçınızı yalamaya başlar. o an kutsal bir andır işte. sarılıp onu içinize sokmak istersiniz bazen..küçücük burnunu öpersiniz...bambaşka bir duygudur kedi sahibi olmak.. bambaşka..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...