ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2016 Perşembe

25 güzel kedi evi ve Sims Kedi Evi

Soğuk kış günleri içimizi dondururken, dışarıdaki kedicikler ne yapıyor?

Bunu her yıl düşünüp onlara başlarını sokacak yeni bir yer yapıyoruz. Elimizden geldiğince de sevimli kılmaya çalışıyoruz ki hem onların, hem görenlerin de içi açılsın. Ama hep sonları aynı oluyor. Biz yokken birileri onları alıp atıveriyor. Onca emek onca çaba boşa gidiyor. Ama yine de yılmıyoruz ve yeniden yapıyoruz.

Geçen yıl yaptığımız kedi evimiz de atıldı en sonunda sokaktaki inşaatlar neticesinde.

Listelist.com 25 güzel kedi evini derlemiş. Hepsi birbirinden güzel. Ama ne yalan söyleyeyim bizim çitimiz bahçemiz falan epey güzel olmuştu:( Üzüldüm gidince. Ama bakın listede biz de varız. 25. sıradan yetiştik. Diğer kedi evlerini de görmek için buraya patileyiniz.


3 Temmuz 2014 Perşembe

Kedili Kadın, saygı duyulması gereken Kadındır...




Kedili Kadın, saygı duyulması gereken Kadındır... 

Çünkü kedili kadınlar bir başka seviyor kedilerini. Öyle içten, öyle dolu dolu seviyor ki, kıskanıyorsun. Bazen sevgilisinden, bazen en yakın arkadaşından çok seviyor kedisini.
Üstelik bir kadın bir kez kedi sevgisini tattı mı yolundan da dönemiyor. Sadece kedi sevgisi öyle vazgeçilmez bir sevgi olduğu için değil, Imperial College London’da yapılan bir araştırmaya göre kediler buna neden olan bir parazit yaydığı için de. Zararsız olan bu parazit, insanların kedileri daha fazla sevmesine ve bağlanmasına neden oluyor. Çünkü bu parazit sayesinde kedi sahibi kedi çişi kokusuna bile bağışıklı kazanabiliyor.Ve eğer karşısındaki kişi kedi sevmiyorsa irkiliyor sanki. “Bir insan nasıl olur da kedi sevmez” onu anlayamıyor. Hatta git gide kedi sevmeyen insanlara mesafe koyuyor bazısı. O kadar ki aşkından ölse de kedi sevmeyen adamı hayatına sokmuyor bile. 
Ya da eve kediden korkan veya çekinen bir misafir geldiğinde, kedisini bir odaya kilitlemekten nefret ediyor. Hatta bazen o misafiri bir daha evine çağırmıyor. Nedenini sorduğunda da “Ben senin evine geldiğimde çocuğunu odaya kilitlemeni istiyor muyum” diyor. Çünkü evet kedisini çocuğu gibi seviyor. Kendi doğurmuş, kendinden bir parçaymış gibi... Kısacası kedili kadın sevmeyi biliyor. Hem de dibine kadar sevmeyi… 
Bazen de kedisinin arkadaşlığını başkalarına tercih ediyor kedili kadın. Ama hiçbir zaman yalnız kalmıyor. Evde kedisi varsa kendini hiçbir zaman yalnız da hissetmiyor. Çünkü kedisi onu asla yalnız bırakmıyor. Kadın da o yüzden ev arkadaşı gibi davranıyor kedisine… 
Kedili kadın, güçlü kadın. Kedili kadın vicdanlı, sevgi ve ilgi dolu kadın. Kedisi için yapabileceklerinin sınırı yok. Kedisi ameliyat olabilsin diye bütün mal varlığını da feda edebilir o yalnız kalmasın diye tatilden de erken dönebilir. 
Huzurlu bir kadın, kedili kadın. Çünkü negatif enerjisini, iş stresini veya mutsuzluğunu kedisiyle nötrleyebilen bir kadın o... 
Kısacası kedili kadın başka bir tür kardeşim. Saygı duyulması gereken bir tür hem de. Çünkü Mina Urgan’ın dediği gibi kedi sevebilmek için belirli bir kültür düzeyi ve duyarlılık gerekiyor. Kedi seven kadınlar genellikle kültürlü, ince, sanat meraklısı insanlar oluyor.
O yüzden bir daha kedili bir kadın gördüğünüzde abuk sabuk bir yorum yapmadan önce bunları bir düşünün ve siz de kedili kadınlara saygı duymayı öğrenin…

Alıntıdır...

2 Aralık 2013 Pazartesi

DIY projesi- Eski Valizden Kedi, Köpek Evi!


Eski valizleri dekorasyon için kullanmak epey moda oldu bildiğiniz üzere. Bu konsepti daha önce Mudo'da da yakından gördüm. Çok güzeller ama dışarıda çok pahalıya satılıyorlar. Neyse ki artık hayatımıza ışık hızıyla girip yer edinen DIY (kendin yap) projelerimiz var. İnternetin de yardımıyla artık kendi kendimize üretemeyeceğimiz hemen hemen hiçbirşey yok gibi. 
işte hem yaparken eğleneceğiniz, hem de hoşunuza giden renk ve kumaşlarla kaplayınca ortaya birer şaheser çıkarabileceğiniz, hem de evinizde -eğer varsa şanslısınız tabi -öylece duran ama atmaya kıyamadığınız eski valizlerinizi değerlendirebileceğiniz çok hoş ve iç açıcı bir proje.
Evet, ESKİ VALİZLERDEN KEDİ-KÖPEK EVİ! Hadi ne duruyorsunuz, buyrun:)

Bu projelerin nasıl yapıldığını görmek ve daha yakından bakmak isteyenler için aşağıdaki link yardımcı olacaktır:
http://shopruche.com/blog/dog-bed-suitcase-diy




23 Kasım 2013 Cumartesi

Büyükada'nın 30 numaralı Sakinleri

Kış yüzünü göstermeye başladı.. Ama güneşin son demlerini yakalamak için hala koşturmaca içerisindeyiz. Cumartesi günü havanın güzelliğinden yararlanarak Büyükada'ya gittik bisikletlerimize atlayarak... Adanın hemen her yerini turladık, hiç bilmediğimiz yerleri varmış meğer, onları keşfettik.. Dağ çileği ve badem topladık..Oldukça keyifliydi..

Viranbağ Koyu- Büyükada
Dönerken de adanın ufacık minnacık herboryumuna uğradık ki karşısına meğer ben adaya gitmeyeli yeni bir ev kurulmuş. 30 numaranın sakinleri bizi selamladılar ve gerektiği gibi ilgi gösterdiler. Bir tanesi biraz çekingen çıkmadı değil..Tanışmak için kendisiyle epey çaba sarfetsem de, benden biraz daha ufak olduğu için arkadaki parmaklıklar arasından geçmeyi başararak kaçtı ne yazık ki!:))

İşte Büyükada'da 30 numaralı ev ve sakinleri.. Cat Negro da evin bir diğer adı galiba:) Siyah kedi resminin olduğu yerde bu isim yazıyordu.. az birşey ırkçı olsa da:)

11 Kasım 2013 Pazartesi

Peki Kedimiz de Bizi Seviyor mu?

Miyu ve ben
Biz onları çok ama çok seviyor, onlarsız yapamıyor, gerektiğinde her yere yanımızda taşıyor, gerektiğinde ise yepyeni eşyalarımızı onların gözümüzün içine baka baka gönlünce parçalayıp hırpalamasına bile izin veriyoruz. Evde bıraktığımızda çocuğumuz gibi aklımız onda kalıyor, " acaba biz yokken bütün gün ne yaptı, sıkılmıştır canıııım " diye düşünmekten kendimizi alıkoyamıyor ve bazen pansiyonlara bazen veterinerlerine ödeme yapmaktan iflahımız kesilse de onları yerlere göklere sığdıramıyor, hasta olmasın diye gözüne bakıyoruz.

Evet, daha ne şekillerde tarif etmek isterseniz edebilirsiniz kendinizi ama değişmeyecek gerçek var ki o da pisiciklerimizi, kocaman adam olsalar da hep bebek gibi çok sevdiğimiz.


Pekiiiiiii, hiç düşündünüz mü? Kedimiz de Bizi Seviyor mu?

Onlar bizim kadar açık olmasa da bize olan sevgilerini - kendi canları istediğinde- bazı ifadelerle anlatmaya çalışıyorlar. Arden Moore'un Kedileri Anlama Kılavuzu'nda da yazdığı gibi, kediler sahiplerine duyduğu sevgiyi birçok yolla ifade ederler (sayfa 33). Bunlardan bazılarını burada sizinle maddeler halinde paylaşmak istiyorum.

1. Her iki gözlerini yarıya kadar kısarak tatlı tatlı göz kırpmak
2. Kuyruklarını havaya dikip titretmek
3. Başlarıyla tos vurmak

Göz göze geldiğinizde ona göz kırpmayı deneyin ve onun da size karşılık verdiğini göreceksiniz. İşten ya da dışarıdan eve geldiğinizde sizi karşıladığında bazen kuruğunun dimdik havaya dikildiğini ve ufak ufak titreştiğini görürsünüz. Bu da bir sevgi belirtisidir. 

Ayrıca eğer gelip başıyla bacaklarınıza vurup sürünüyorsa, kollarınıza otururken yüzünü değdiriyorsa bu da tos vurmaktır. Mesela Miyu, her sabah biz yüzümüzü yıkarken çeşmeye atlar banyoda ve önce burnunu burnumuza yaklaştırıp öper, sonra da alnıyla alnımıza vurarak bizi selamlar.. Bu onun bir nevi günaydınıdır. Aynı işlemi eve geldiğimizde de tekrarlar.. Tabi ki keyfi yerindeyse ve bizi sevmek istiyorsa o gün:) Ha bilmeden bir suç işlediysek bu kural suya düşer elbette. Beyefendi hiiiiç oralı bile olmadan geçer, arkasını döner oturur.:)

Ama bu 3 hareket kedinizin sizi sevdiğini gösterir. Bunlara dikkat edin ve benimle paylaşın. Çok eğlenceli, mesela biz göz kırpma oyununda acayip keyif aldık:) Size de tavsiye ederim.

Sevgiler,

10 Nisan 2013 Çarşamba

Kedinizi nasıl bilirsiniz?:)

"Kedinizi bir kelimeyle tanımlamanız gerekse ona ne derdiniz? :)" 

diye sormuşlar "Her Eve Bir Kedi"nin facebook sayfasında..

Ben de soruyorum..sizce ne denmeli, ama tek bir kelime? hadi düşünün bakalım..

Bizimkisi net: "MUZUR"

18 Ocak 2011 Salı

Bugün Aslıyı nasıl çıldırtsam?!

Sea Monster cat well sink your battleship

İşten yorgun argın eve gelmişim....Kafamda binbir tane şey dolaşıyor. Merdivenleri ağır ağır çıkıyorum. Kapıya oldukça yaklaşmama rağmen, hayret! Mantar'dan ses seda çıkmıyor. Normalde ayak seslerimi duyduğu an miyavlamaya başlayıp kapının eşiğini köpek gibi eşelemeye başlardı...Eşeleyecek birşey olmadığından onun yerine kapıyı yemeyi de uygun görürdü... Hayret, ses seda yok...!?

Kapıya yaklaşıp, anahtarı çeviriyorum, o esnada sesleniyorum "Mantaaar"--Tık yok!!

Noldu buna yaw, hiç böyle şey yapmaz- derkeeeen irkiliyorum ve kendime geliyorum: "Olamaz, evime girmişler ve kedime kesin birşey yaptılar, yoksa iki eli kanda olsa Mantar kapıda biterdi çoktan."

Kapı sonuna kadar açıldığında gördüğüm manzaradan dolayı küçük dilimi yutacağım. Buzdolabının üzerinde duran fırın tezgah ve buzdolabı arasına sıkışmış, kapağı açılmış, içindekiler halının üzerinde..Halı savrulmuş, 3e katlanmış... Mutfak lambasının yerinde yeller esiyor, lamba koridorda yatıyor. Havlular, bezler hepsi salona dağılmış. Bulaşıklıktaki tabaklar tezgaha saçılmış...

fya pwr

Ne olmuş burda diyorum kendi kendime habire...Salona kafamı uzatıp bakmaya korkuyorum, laptopım bıraktığım yerde duruyor mu acaba diye... Deprem olsa diyorum hissederdim bu kadar şiddetlisini herhalde. 

O değil de tüm seslenmelerim cevapsız kalıyor. Mantarı görene aşkolsun. Korka korka içeri giriyorum, salonda herşey yerli yerinde..Diğer odalara bakıyorum, gayet düzgün..Her yeri arıyorum kedim yok...yoookk!! deliricem..

Mutfağı toparlarken bir yandan, bir yandan da anlam vermeye çalışıyorum. 3 senedir böyle birşey olmadı, o yüzden Mantardan süphelenmek aklıma bile gelmiyor..tek derdim onu bulabilmek. Çıkmasına ise imkan yok dışarı. 

Neden sonra farkediyorum ki, fırının içine beyaz ve gri tüyler yapışmış.. Elektriklenmiş ve orada kalmışlar...Suçlu izlerini örtmekte, şu an saklanmayı becerdiği kadar başarılı olamamış... Can havliyle bağırıyorum "Mantaaar seni bulursam haşlayacağım ve mantar çorbası yapacağım senden"..

-miyiv, mii... miykk! 

sesleri gelmeye başlıyor, tırsmış, pusmuş- süt dökmüş bir kedi çıkıyor karşıma ağlamaklı gözlerle...yüzüne bakıyorum o bana bakıyor--ne yaptın diyorum kızgın ifademi takınıp(hakikaten de kızgınım bu arada)-miykk!! demesiyle ortamdan uzaması bir oluyor. 

yarım saat sonra hiçbirşey olmamış gibi evde salınırken görüyorum kendisini...bide utanmadan bana bakış atıyor "he he he" der gibi..gidip kıvrılıyor bir zamanlar benim en sevdiğim minderim olan ama şu an sadece uzaktan bakabildiğim mindere..bir güzel yayılıyooor ooohh..

---bu sahnenin geri kalanında Mantar hayalimde bir de keyif sigarası tüttürüyor üzerine...bir eli belinde, bir diğeri de swarovski taşlı ağızlığını tutuyor, dumandan halkalar çıkararak...

bknz: yapmışlar:) (freakingnews.com'dan alıntıdır)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...