yaramaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaramaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2014 Salı

Kırıp Döken Kediler // Cats Knocking Sh*t Over



Kedi demek evde sağlam biblo veya süs eşyası kalmayacak demektir, kedi demek yırtık perdeler, tırmalanmış ve tüyü çıkarılmış halılar, tiftik tiftik koltuklar, saksısı boşalmış çiçekler, yırtık pırtık tuvalet kağıtları, peçeteler demektir. Kedi demek mutfakta açıkta hiçbirşey bırakamamak bırakırsanız da onu biraz tüylü görebilmek demektir:) Evde bir böcek veya sineğin çok yaşayamaması cumburlop mideye inmesi demektir.

Kedi demek afacanlık, muzurluk, evde oyun demektir. Canınızın sıkılmaması, en zor anınızda bile yaptığı komik bir hareketle sizi güldürebilmek demektir. Yalnız olduğunuzda sıcacık varlığıyla size arkadaşlık etmektir. Soğuk kış günlerinde ayağınızı ısıtan bir ısıtıcı demektir. Kimi zaman karnınız ağrıdığında üzerinize yattığında ağrıyı kesen ilaç, kimi zaman da ağladığınızda göz yaşınızı silen pati demektir. Kedi demek ailenin vazgeçilmez asil parçası, ailenin yeri geldi mi baş üyesi, evin sahibi demektir.



İşte bu yüzden ne onlarla ne onlarsız:) O kadar bağımlılık yaratıyorlar ki kırdığını döktüğünü bir süre sonra umursamıyorsunuz ve bu görüntüler size komik geliyor. Evet itiraf ediyorum biz artık kedimize göre düzenlenen bir evde yaşıyoruz. Kedi tırnağı geçirmez kumaştan koltuklar, sade bir banyo- ki tüm porselen banyo takımı gözümün içine bakılarak acımazsıca kırılmıştır:)- porselen yerine ahşap süs eşyaları, korunaklı dolaplar, örtüler ve aklıma gelmeyen daha birçok şey.

Ama hepsi için değer:) Buyrun biraz gülelim:))) Bizim her zamanki hallerimiz...


20 Eylül 2012 Perşembe

Mantar'ım Benim..♥


Telefondaki eski fotoğraflara bakarken bulduğum bir fotoğrafı paylaşmadan edemedim... Mantarcık ben hastayken işte böyleceee saatlerce başımda beklerdi... Ağır bir grip geçirdiğim zamanlardan birinde Mantar benimle birlikte battaniye altında aç susuz öylece beklerdi minnoşum...üzerimde yatar, burnunu burnuma sürter, "sen hasta olma da bana ver o hastalığı" der gibi suratıma bakardı..ağlasam patisiyle silerdi gözyaşımı...
dün eski arkadaşlarım ondan bahsetti, nasıl da vahşi olduğundan, nasıl herkese kök söktürdüğünden... bir tek beni paylaşamayan biricik kedimdi o, beni bir kere olsun yalnız bırakmayan, tuvalete bile ayağımın üzerinde gelen kedim.. ilk kedim..biricik kedim...özlendin Mantar'ım Benim..

P:S: Şimdi keşke yaşıyor olsaydın da şu Miyucuğu sen de görseydin:) bi hakkından gelseydin yaramazlıklarının:))))


23 Temmuz 2012 Pazartesi

Ah Miyucuk ahh!

Oğluşumuz Miyu'muzu rutin aşıları için veterinerine götürdük Cumartesi günü... o kadar canlı o kadar eğlenceliydi ki, bir problemi olabileceği hiç aklımıza gelmedi..tam gaz yaramazlıklara devam çünkü..balkonda ne çiçek kaldı ne saksı devirmediği. Tezgahta yere atmadığı birşey de kalmadığı gibi, bir de fotoğraf çerçevelerini kemirmek çıktı..:) ya da masanın üzerindeki kayığın içindeki kumları sürekli patisiyle etrafa saçmalar... sürekli bir zarar peşinde, tam bir zarar makinası:)

bakmayın bu uyur haline:) yorgunluktan sızdı:)
Miyucuğun meğer sağ bacağı dönmüş..çok fark edilmiyor ama veteriner gösterince biz de anladık, biraz içe basıyor..içim cızz etti doktoru öyle söyleyince..sanki çocuğuna birşey olmuş gibi... meğer dönmüş bacağının üzerinde hala bu kadar zıpırlanabiliyormuş..nerden bileceğiz? o kadar hareketli o kadar hiperaktif ki..bir an olsun durmuyor..nasıl performans sergiliyorsa o dönük bacakla ona da anlam veremiyorum..

karma aşısını olunca kendini koltuk arkasına perdelerin üzerine bırakıverdi..yalnız kalmak istedi Miyucuk..ateşi çıktı, titredi..tıpkı bir bebek gibi..köşede sessizce zıpır halinden çoook uzaklarda aç susuz öylece yattı... çok üzüldük onu öyle görünce:(

ama sabah kafamda saçlarımı kemirip üzerimde zıplayan bir Miyu'ydu söz konusu olan..Zıp Zıp Zıp Zıp..çalar saat gibi.."kalk kalk kalk..kalksana, kalk" karyola gıcırtısı gibi:) kafada zıplayan kedi..:) bir gün önceki halinden eser yoktu..

şu an bebeklere verilen bir B vitamini şurubu içiriyoruz ona enjektörle.. kemikleri güçlensin diye..yapılabilecek birşey yok, kendi kendisine düzelmesini bekleyeceğiz. Nedenini bilmiyoruz ama, elmayra sevmeler, dengesiz düşüşleri, iki ayağı üzerinde zıplayıp sıçrarken kafasını kapılara vurmalar, dört ayak üzerine düşmemeye özen göstermesi vs. gibi nedenler olabilir tabiki de..

madem ayağın sakat bi durursun öyle değil mi?!nerdeeeeee!!!!!!!
çok zıpırız çooookkkk!!

3 Kasım 2011 Perşembe

tentedeki yaramaz:)

Burası Maltepe Balıkçısı...Yolda ilerlerken kırmızı ışıkta duruyoruz ve gözüme takılıyor...ama nedeni süper bir balıkçı olması değil, ya da orada hiç balık yemedim bilmiyorum..olabilir de...ama kırmızı ışık sönünceye kadar oraya takılı kalmamın nedeni, yeşil yanınca da boynum ağrıyana kadar geriye bakmamın nedeni çok sevimli simsiyah bir kedicikti...

anlaşılan o ki, balıkçıdan nemalandıkları yetmemiş, bir de hırs yapmış tenteye çıkmış, o tenteden de su solda gördüğünüz pencereyi tırmalıyor...sonra da yandaki balkonun aralığından içeri girecek bir delik arıyor...ama o kadar komik ki, başını eğiyor, bir bacağını yukarı kaldırıyor olmuyor..kafasını yukarı demire koyup iki ayağıyla balkona basıp ön patilerle de içeriye uzanmaya çalışıyor yine olmuyor...herşeyi deniyor içeri girebilmek için...:)

sabah sabah beni gülümseten uykulu halimden eser bırakmayıp, acaba içeri girebildi mi diye meraklandıran sevimli kömür karası kediciğe teşekkürler burdan...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...