veteriner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
veteriner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2014 Perşembe

Declawing: Tırnak Söktürme Vahşeti!

Kediciklerimizin Canı Koltuklarımızdan Daha Değerli Değil mi?

Böyle bir görseli her ne kadar paylaşmak istemesem de, tepkimizi 
göstermek açısından ve insanların dikkatini çekmek için önemli olduğunu düşünüyorum. 

Buraya dikkatle bakın..bu vahşeti yapanları da yaptıranları da kınıyoruz.. kınamakla da kalmıyorum, görürsem enselerindeyim.



'' Declawing '' olarak bilinen tırnaklarının kökünden sökülmesi operasyonları,kediyi eğitmek yerine daha kolay ve zalimce bir yönteme başvuran kedi sahibi tarafindan yaptirilir.

Amaç kedinin tırnaklarının mobilyalarina ve herhangi bir kişiye olasi bir şekilde zarar vermesini önlemektir.
Operasyondan sonra haftalarca yürüyemeyen,acı çeken kediler, dogal ihtiyaclari olan temel hareketlerini kısıtlanmasıyla, psikolojileri altüst olur,savunma mekanizmalarının çöker, bu çöküşle beraber insanlardan uzak durmak, güvensizlik, her yaklaşandan korkmak,bir köşeye sinmek yada kendilerini patileriyle savunamadiklarindan ısırmaya başvurma gibi sonuçlar doğurur.

Bu yöntemin çok ağrılı ve yanlış olduğunu bilen (bazı) veterinerler para icin bu uygulamayı yapmaktadırlar.
Para kazanma amaçlı tutsak edilen,özellikle daha tehlikeli olduğu düşünülen aslan ve kaplanlara yapılan bu uyguluma işin daha zalimce boyutunu ortaya koyar.

Tirnaklarıyla yürüyen bu hayvanlar dirseklerinin üzerinde yürümeye başlar ve müthiş bir acı ve çöküntü içinde boğulurlar.

Kaynak: Satın Alma Sahiplen
https://www.facebook.com/pages/Sat%C4%B1n-alma-sahiplen/173316026208329

23 Aralık 2013 Pazartesi

Kedi Mırıltısı Deyip Geçmeyin!

Kedisi olanlar bilirler... önce patiler yalanır sonra surata özenle sürülür, sonra olduğu yerde birkaç kez dönülerek en rahat pozisyon bulunur ve kuyruk içeriye alınıp kıvrılınır. O tortop olmuş tüy yumağı mırıl mırıl uyuklamaya başlar. Hele sizin kucağınızdaysa değmeyin keyfine..:)



Kedi mırıltısı deyip geçmeyin...bu sevimli sesin insanlar üzerinde oldukça şifalı, sihirli etkileri var. Bunların arasında:


  • Yüksek tansiyonu düşürmek
  • Kan basıncını yavaşlatmak
  • Stresi azaltmak,


gibi gerçekler sıralanabilir.


Bu konuyla ilgili olarak Sabah Gazetesin'de 18.01.2013 tarihinde yayınlanan yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim.

Fransa'da yapılan bir araştırma, kedi mırlamasının insanı stresten arındıran bir etki yaptığını kanıtladı. Mırıltı, hem kulak yoluyla hem de deriye yakın sinir uçları kanalıyla mutluluk veriyor. 
Kedi mırlamasının bir ilaç ve müzik gibi yatıştırıcı etki yaptığı kanıtlandı. Araştırma Fransa'da yapıldı. Toulouselu veteriner Jean-Yves Gauchet, kedinin göğüs kafesinin boyutuna bağlı olarak bu stres giderici etkinin çoğaldığını saptadı. Gırtlaktan gelen titreşim kediler arasında bir yatıştırma işareti olarak kullanılıyor ve kediler stresi diğer hayvanlara göre üç kat daha hızlı alabiliyor. Ayrıca bu terapi kulakla algılanan titreşimle sınırlı kalmıyor. Ses kulak zarının yanı sıra deriye yakın bulunan sinir uçlarından geçiyor ve 20 ila 50 Hertz arasında düşük bir frekans yayan bir uğultu algılamamızı sağlıyor. Bunun ardından pozitif düşünceler ve mutluluk beyne iletiliyor. 1950'de ABD'de yürütülen çalışmanın sonuçlarını haberleştiren sağlık editörü Veronica Aiache, mırlama terapisinin anti stres etkisi olduğunu, kan basıncını kontrol altına aldığını ve psikolojik olarak iyi hissettiren bir tür ilaç olduğunu belirtti. Ayrıca gırtlaktan iletilen titreşimlerin kemiğin iyileşmesini hızlandırdığı da fizyoterapistler tarafından saptandı.  


HEM ISI HEM DE SES ETKİSİ VAR 


 Doç. Dr. İsmail Koçak (Kulak- Burun-Boğaz Uzmanı): İnsanlar da kedilerden benzer uyaranları aldıklarında bir rahatlama ve bir sevgi duygusu geliştirirler. Kedilerin vücut ısıları insanlarınkinden daha yüksektir. Kedilerde ek olarak mırıldama hareketi vücutta benzer duyguları uyandırdığı için insanlarda bir sevgi bağı hissettirmektedir. Bu da güven, bağlılık, sevgi, şefkat ve vicdan duygusunu artıyor. Dolayısıyla da stresi alıyor. 

YANINIZDA BİRİ OLMASI GİBİ 


 Uzman Psikolog Saba Başoğlu: Kediler iletişim kurduğu varlıklara mırıldayarak "Ben buradayım, iyiyim ve mutlum" mesajı verir. Genelde yalnız kaldığımızda ben buradayım, mutluyum diyen bir kişi olursa bu kendimizi iyi hissettirir. Dolayısıyla kişi güçsüz ve yalnız hissettiğinde kediyle ilişkisi varsa bu mırıltı kişiye iyi gelecektir. 

BEYNİN İLGİLİ BÖLÜMÜ ETKİLENİR 


 Prof. Dr. Hikmet Yılmaz (Nörolog): Mırlamanın ürettiği ses, soft bir müzik kişiye iyi hissettirir. Bu tür sesler işitildiğinde beyinde temporal lobun derin yapılarında bulunan Hesl Giyrusu denen yerde hem oksijen hem de glikoz tüketiminin artmasıyla kişide olumlu duygular ve mutluluk gelişir. 

ANNE KARNINI HATIRLATIYOR 


 Dr. Sabri Yurdakul (Psikiyatrist): Kedi mırlamasının rahatlatıcı etkisi düşük frekansta devamlı bir uğultu olmasından kaynaklanmaktadır. İnsan yapı olarak süreğen ve düşük dozda uğultularla sakinleşmektedir. Bunun nedeni anne karnındaki ortamın sakinleştirici etkisini hatırlatmasıdır. Sakin ve düşük ses tonuyla konuşan insanların hipnotize edici düzeyde bizi sakinleştirmesinin nedeni de budur. Aynı durum kedilerle de yaşanmaktadır.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Yasam/2013/01/18/kedi-mirlamasi-en-iyi-stres-ilaci 

9 Aralık 2013 Pazartesi

Newfoundland: Başka deyişle Ayıcık Köpecik:)

Bugün sizlerle bir köpecik paylaşmak istiyorum. Köpecik derken aslında ağırlığı 70 kg. boyu da ayağa kalkınca benden hayli uzun olan bu köpeciği kastediyorum:)

Resimdeki görüntüsüne aldanmayın. Çünkü bu fotoğrafların hiçbiri aslında onun gerçek boyutlarını anlatamıyor. Ve yine hiçbiri benim onu ilk gördüğümdeki şaşkınlığımı açıklayamıyor:) Çünkü bu köpecik 4 ayak üzerindeyken o kadar büyük o kadar büyük görünüyor ki, veterinerden içeri adımını ilk attığında kendisini bir ayıcıkla! karıştırdığımı itiraf etmeliyim. evet, ben bile.. Bir de bunun bir ufak boyutu vardı ki, o da sürekli beni de sev, beni de sev diye yanıma sokulmaktan geri durmuyordu, kıyamam:)

Newfoundland Köpeği Özellikleri


Bu köpeğin cinsi Newfoundland olup, Newfoundland ve Labrador kıyılarında gelişmiş bir hayvandır ve adını da bu coğrafi bölgeden almaktadır. Genellikle siyah ve büyükçe bir köpek ırkı olan bu köpekler, zeki, cesur, dost canlısı, sakin, güvenilir olmalarıyla bilinirler.

Çocuk, yaşlı ya da hayvanlarla dost olur ve onları her türlü tehlikeye karşı korumak isterler. Bunu havlamak yerine, yabancılarla dostu arasına girip engel oluşturarak yaparlar. Sabırlı ve oyuncu olması nedeniyle çocuklarla iyi anlaşırlar. Sıcaktan hiç hoşlanmazlar. Yüzmeyi çok seven, bol sulu, serin yerlerde yaşamaktan hoşlanan köpeklerdir.









Güçlü, zarif, uyumlu, cesur, cömert, insana yakın, çevik ve dayanıklı olan bu köpek türü hakkında Lord Byron şunları yazmıştır: "... Cesareti vahşilikten uzaktır. İnsana ait kusurları taşımaz, fakat onun tüm erdemlerine sahiptir." Aynı zamanda sabırlı bir köpektir. Yabancılara karşı iyi davranır ve efendisine karşı son derece dikkatlidir.

Newfoundland, içgüdüleri sayesinde bir suda kurtarma köpeğidir. Pek çok kişi hayatını bu cinsin üyelerine borçludur.

Bir gemi kazasından sonra cankurtaran sandalına sığınan yirmi kişiyi güvenle sahile çeken bir Newfoundland'a 1919'da altın madalya verilmiştir. Bu köpek suların Saint Bernard'ı olaran anılmıştır.

Bebek ve anne Newfoundland ve başka bir bebek Newfoundland daha:) Acayip sevimli değiller mi?



bu da büyümüş hali:)



18 Kasım 2013 Pazartesi

Ropörtaj // Veterinerimize Sorduk


Miyu'nun hiç aksatmadan, kutusuna paşa paşa girip yolunu tuttuğu Ardıç Dalı Veteriner Kliniği bugünün konuğu.

 Klinik çok tatlı bir çiftin. Ahmet ve Elif Marangoz, bu işi çok sevecenlikle ve güleryüzle yapan değerli veterinerler. 

Bizim sevgili dostlarımızla hemen hergün haşır neşir olan, onların her türlü probleminde kapılarını çaldığımız veterinerlerimize birkaç soru sorup onları daha yakından tanımak istedim. Elif Hanıma sorularımı cevapladığı için teşekkür eder, söylediği bazı değerli şeyleri gözden kaçırmamanızı dilerim. 

Yardım olsun diye üzerlerini renklendirdim:))

İşte Elif Hanıma sorularım ve kendisinin cevapları:)

 1- Kediler mi daha sık hasta oluyor köpekler mi? 

Bizde gözlemlediğim kadarıyla hasta kedi daha sık geliyor ama bu bölgede tesadüf de olabilir. Bir de tabi ki sokak kedilerine bakanlar da çok olduğundan gelen kedi sayısı artıyor.

 2- Kedilerde görülen en yaygın hastalıklar veya problemler nelerdir?

Kedilerde en çok böbrek ve karaciğer ile ilgili hastalıklar görülüyor. Sokak kedilerinde de tabi ki en çok viral hastalıklar görülüyor.

 3- Veteriner olmaya nasıl karar verdiniz?

Ben çocukken de hayvanları çok severdim. Babamın çiftliği olduğu için hayatımızda hep hayvanlar yer aldı. Çocukken evde her tür hayvana bakmıştık. Lisedeyken veteriner hekim olmaya karar vermiştim. 

 4- Kliniğinize gelen kedi sahiplerinde gördüğünüz ortak bir profil var mı? Bir genelleme yapılabilir mi?

Genelde hepsi de hassas ve duyarlı insanlar oluyor. Sonuçta zaten çevreye karşı duyarlı olmasalar, sokaktaki hasta bir hayvanı fark etmezler.

 5- Dişi kedinin mi erkek kedinin mi bakımı daha kolaydır?

Bence dişi kedi bakmak daha kolay. Erkeklerde üreme organının anatomik yapısı açısından idrar yollarında kristal oluşumuna bağlı tıkanıklık olma sıklığı daha fazla oluyor. Ancak tabi ki hastalıklar açısından düşünüp hayvan seçmek doğru değil. Bence kedi alacağım diye karar verip gidip kedi beğenmemeli. Zaten bir gün bir kedi gelip sizi buluyor. Sahibi kediyi seçmemeli, kedi sahibini seçmeli.

 6-  Favoriniz olan bir kedi cinsi var mı? 

Irkçılık yapmak istemiyorum ama ben siyah kedileri çok seviyorum. Cins kedi derseniz Russian Blue kedileri beğeniyorum.

 7-  Kediler arasında kıyaslama yaparsanız neler söylersiniz? İşte şu cinsler daha hırçın, bunlar daha komik, hareketli, uysal vb. gibi?

Benim gözlemlediğim tabi ki yanlış da olabilir ancak Ankara, Van kırması beyaz kediler çok hırçın olabiliyor. Ben şimdiye kadar çok az uysal beyaz kediye rastladım. Tekir kediler de sanki daha haraketli oluyor. 

 8. Sizin beslediğiniz bir evcil hayvanınız var mıdır?

Klinikte baktığımız kedimiz var. Şaşı olan bir kedimiz adı Şaşkın. Kliniğe gelip giden çok kedimiz var, zaten kapımızın önünde açık büfeleri hep mevcut. 

26 Kasım 2012 Pazartesi

Kirli'yi kurtaralım ne olur?


bu kediciği apartman bahçesine koydugumuz yem ve suya gelmeye çalışırken bugün buldum. arka bacagını surukluyordu..cok tatlı bişey ve veterinere goturduk..cekilen rontgende kalcasının kırıldıgı ve ameliyat olması gerektiği ortaya çıktı..ameliyat oldukça pahalı...bu işi yapabilecek veteriner tanıdıgı olan var mıdır? bbu kücücük bir sokak kedisi ve ameliyat olmazsa ölecek..2 gun içinde cevap vermemiz gerekiyor..gönüllü veya cüzi miktara...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Ah Miyucuk ahh!

Oğluşumuz Miyu'muzu rutin aşıları için veterinerine götürdük Cumartesi günü... o kadar canlı o kadar eğlenceliydi ki, bir problemi olabileceği hiç aklımıza gelmedi..tam gaz yaramazlıklara devam çünkü..balkonda ne çiçek kaldı ne saksı devirmediği. Tezgahta yere atmadığı birşey de kalmadığı gibi, bir de fotoğraf çerçevelerini kemirmek çıktı..:) ya da masanın üzerindeki kayığın içindeki kumları sürekli patisiyle etrafa saçmalar... sürekli bir zarar peşinde, tam bir zarar makinası:)

bakmayın bu uyur haline:) yorgunluktan sızdı:)
Miyucuğun meğer sağ bacağı dönmüş..çok fark edilmiyor ama veteriner gösterince biz de anladık, biraz içe basıyor..içim cızz etti doktoru öyle söyleyince..sanki çocuğuna birşey olmuş gibi... meğer dönmüş bacağının üzerinde hala bu kadar zıpırlanabiliyormuş..nerden bileceğiz? o kadar hareketli o kadar hiperaktif ki..bir an olsun durmuyor..nasıl performans sergiliyorsa o dönük bacakla ona da anlam veremiyorum..

karma aşısını olunca kendini koltuk arkasına perdelerin üzerine bırakıverdi..yalnız kalmak istedi Miyucuk..ateşi çıktı, titredi..tıpkı bir bebek gibi..köşede sessizce zıpır halinden çoook uzaklarda aç susuz öylece yattı... çok üzüldük onu öyle görünce:(

ama sabah kafamda saçlarımı kemirip üzerimde zıplayan bir Miyu'ydu söz konusu olan..Zıp Zıp Zıp Zıp..çalar saat gibi.."kalk kalk kalk..kalksana, kalk" karyola gıcırtısı gibi:) kafada zıplayan kedi..:) bir gün önceki halinden eser yoktu..

şu an bebeklere verilen bir B vitamini şurubu içiriyoruz ona enjektörle.. kemikleri güçlensin diye..yapılabilecek birşey yok, kendi kendisine düzelmesini bekleyeceğiz. Nedenini bilmiyoruz ama, elmayra sevmeler, dengesiz düşüşleri, iki ayağı üzerinde zıplayıp sıçrarken kafasını kapılara vurmalar, dört ayak üzerine düşmemeye özen göstermesi vs. gibi nedenler olabilir tabiki de..

madem ayağın sakat bi durursun öyle değil mi?!nerdeeeeee!!!!!!!
çok zıpırız çooookkkk!!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...